OMSAN gıda lojistiği operasyonu Avrupa’da yeni bir halka kazandı. OMSAN Lojistik, Türkiye’nin kuruyemiş ve gıda üreticilerinden Gold Harvest ve Sagra ile yaptığı iş birliği kapsamında Avrupa’daki depolama ve dağıtım operasyonlarına başladı. Sagra’nın Ordu, Gold Harvest’in Eskişehir tesislerinde üretilen ürünler Almanya’nın Köln kentindeki ana depoya taşınacak; buradan Almanya iç dağıtımı ile Belçika ve Fransa sevkiyatları OMSAN tarafından yürütülecek. Operasyon kapsamında aylık ortalama 500 palet ürün ve yaklaşık 200 sevkiyat planlanıyor.
OMSAN Gıda Lojistiği Operasyonu Nasıl İşleyecek?
Operasyon, üretim noktasından Avrupa’daki son müşteriye kadar uzanan bir zincir olarak kurgulandı. Türkiye’deki iki farklı üretim tesisinden çıkan ürünler, Almanya’daki tek bir ana depoda toplanıyor; ardından üç ülkeye yayılan dağıtım ağıyla sahaya iniyor. Operasyonun temel parametreleri şöyle:
| Başlık | Detay |
|---|---|
| Lojistik hizmet sağlayıcı | OMSAN Lojistik |
| Müşteri / marka tarafı | Gold Harvest ve Sagra iş birliği; Master, Tamek ve Sagra markalı ürünler |
| Çıkış noktaları | Sagra – Ordu / Gold Harvest – Eskişehir |
| Ana depo | Köln, Almanya |
| Dağıtım kapsamı | Almanya iç dağıtımı, Belçika ve Fransa sevkiyatları |
| Aylık hacim | Ortalama 500 palet |
| Aylık sevkiyat | Yaklaşık 200 sevkiyat |
| Araç tipi | Ordu çıkışlı Sagra ürünlerinde son teknoloji frigorifik araçlar |
Tablodaki en dikkat çeken satır, aylık palet ve sevkiyat sayısının oranı. 500 palete karşılık yaklaşık 200 sevkiyat, sevkiyat başına ortalama 2-3 paletlik bir dağılıma işaret ediyor. Bu, klasik tam araç (FTL) taşımacılığı değil; parsiyel ve iç dağıtım ağırlıklı bir operasyon tasarımı anlamına geliyor. Perakende zincirlerine ve toptancılara sık aralıklı, küçük partili teslimat yapılan bir yapı kurulduğu anlaşılıyor.
Ordu’dan Köln’e Soğuk Zincir: Frigorifik Araç Tercihi Neden Kritik?
Soğuk zincir lojistiği, ürünün üretim noktasından tüketiciye ulaşana kadar belirlenen sıcaklık aralığında kesintisiz taşınmasını sağlayan operasyon disiplinidir. Sagra ürünlerinin Ordu’dan çıkışında frigorifik araç kullanılması, operasyonun teknik açıdan en hassas ayağı.
Fındık ve kuruyemiş türevi ürünlerde sıcaklık ve nem kontrolü, yalnızca bozulmayı önlemek için değil; yağ oksidasyonu, aroma kaybı ve raf ömrü nedeniyle de belirleyici. Karadeniz çıkışlı bir yükün Avrupa’ya karayoluyla ulaşması, gümrük bekleme süreleri dâhil çok günlük bir transit demek. Bu sürede kabin sıcaklığındaki dalgalanma, Avrupa perakendecisinin kabul kriterlerinin dışına çıkma riski taşıyor.
- Sıcaklık kaydı: Avrupa gıda perakendesinde data logger kaydı olmayan sevkiyat çoğu zaman kabul edilmiyor
- ATP uyumu: Bozulabilir gıda taşımacılığında araç ve ekipmanın sertifikasyonu aranıyor
- Operasyonel maliyet: Frigorifik taşıma, tenteli treyler operasyonuna kıyasla yakıt ve bakım kalemlerinde belirgin şekilde daha yüklü
- Downtime hassasiyeti: Soğutma ünitesinde arıza, yükün tamamının ticari değerini riske sokabiliyor
Avrupa’da Entegre Lojistik: Taşımanın Ötesine Geçen Model
Entegre lojistik, taşıma hizmetinin yanı sıra depolama, stok yönetimi ve dağıtım süreçlerinin tek sağlayıcı tarafından yürütülmesi modelidir. OMSAN’ın bu projede sunduğu hizmet de yalnızca uluslararası karayolu taşımasını değil; Köln’deki ana depodaki stok yönetimini ve üç ülkeye yayılan dağıtımı kapsıyor.
Bu modelin ihracatçı açısından pratik anlamı şu: Avrupa’da kendi deposunu kurmadan, kendi ekibini istihdam etmeden ve yerel dağıtım sözleşmelerini tek tek müzakere etmeden pazarda konumlanabiliyor. Karşılığında ise operasyonel kontrolün bir kısmını hizmet sağlayıcısına devrediyor. Yükün Türkiye’den çıktığı andan rafa girdiği ana kadar tek muhatap olması, sorumluluk zincirini de sadeleştiriyor.
Benzer bir yaklaşımı Avrupa’da faaliyet gösteren diğer sağlayıcıların fulfillment merkezi yatırımlarında da gözlemliyoruz. Depo, stok ve dağıtımın tek çatı altında toplanması, Avrupa lojistik pazarında son dönemin belirgin eğilimlerinden biri.
OMSAN’dan Değerlendirme: “Lojistik Çözüm Ortağı” Vurgusu
OMSAN Lojistik Otomotiv ve Yurt Dışı Ofisler Grup Direktörü Diğdem Liga, Avrupa’da büyüyen operasyon ağına ilişkin değerlendirmesinde firmanın konumlanmasını taşıyıcılık değil çözüm ortaklığı olarak tanımlıyor.

“Müşterilerimize yalnızca taşıma hizmeti sunmuyor, büyüme yolculuklarına lojistik çözüm ortağı olarak eşlik ediyoruz.”— Diğdem Liga, OMSAN Lojistik Otomotiv ve Yurt Dışı Ofisler Grup Direktörü
Liga, gıda ve hızlı tüketim ürünleri lojistiğinde sunulan hizmet kalitesiyle müşterilerin uluslararası rekabet gücüne katkı sağlamayı sürdüreceklerini de belirtiyor. Operasyonel detaylar için OMSAN Lojistik resmî sitesi üzerinden güncel bilgiye ulaşılabiliyor.
Türkiye Boyutu: Gıda İhracatçısı İçin Avrupa’da Fiziksel Varlık Sorunu
Türkiye’nin gıda ve kuruyemiş ihracatında Avrupa Birliği uzun süredir birincil pazar konumunda. Buna karşın Türk üreticinin Avrupa’daki en kritik zayıf halkası genellikle taşıma değil, hedef pazarda fiziksel varlık eksikliği oluyor.
Sektörde gözlemlenen tablo şu: İhracatçı ürünü Avrupa’ya kadar taşıyor, ancak bir depoya değil doğrudan alıcıya teslim ediyor. Bu modelde sipariş büyüklüğü alıcının belirlediği ölçüde kalıyor; küçük partili, sık teslimat isteyen perakende zincirleriyle çalışmak neredeyse imkânsız hâle geliyor. Avrupa’da ara depo devreye girdiğinde ise ihracatçı, siparişi bölme ve teslim süresini günlere indirme esnekliği kazanıyor.
Köln’ün ana depo olarak seçilmesi de bu bakımdan anlamlı. Kuzey Ren-Vestfalya bölgesi, Almanya’nın en yoğun tüketim havzası olmasının yanında Belçika ve Fransa sınırlarına da kısa mesafede. Yani depo, aynı zamanda üç pazarlı bir dağıtım merkezi işlevi görecek şekilde konumlanmış.
Lojibit Değerlendirmesi
Bu iş birliğinde dikkat çeken nokta, hacmin büyüklüğü değil operasyonun kurgusu. Aylık 500 palet, Türkiye’den Avrupa’ya giden yük hacimleri içinde mütevazı bir rakam. Ancak 200 sevkiyata bölünmüş bir 500 palet, ölçekten çok ağ yönetimi kabiliyeti gerektiriyor. Depoda stok doğruluğu, sipariş toplama hızı ve iç dağıtım planlaması bu tür projelerin gerçek zorluk alanı.
Filo yöneticileri açısından değerlendirildiğinde çıkarılacak ders şu: Avrupa hattında sadece çekici-treyler yatırımı yaparak katma değeri yüksek işlere ulaşmak giderek zorlaşıyor. Rekabetin kaydığı yer, kilometre başına maliyetten depo ve dağıtım katmanına doğru ilerliyor. Soğuk zincir gibi teknik gereklilik barındıran segmentlerde ise frigorifik ekipman yatırımı ve sertifikasyon, işin giriş bileti hâline gelmiş durumda.
Beklentimiz, OYAK bünyesindeki marka çeşitliliğinin bu Avrupa altyapısını zamanla daha fazla ürün grubuna açması. Tamek gibi işlenmiş gıda markalarının aynı depo üzerinden Avrupa dağıtımına dâhil edilmesi, mevcut kurulumun doğal bir devamı olur. Lojibit olarak Türk lojistik firmalarının Avrupa’daki depolama ve dağıtım yatırımlarını yakından takip etmeye devam edeceğiz.








